Kartal emek ve demokrasi güçleri uzun bir hareketsizlik döneminin ardından “İnsanca yaşanabilir asgari ücret için örgütlenelim” çağrısıyla sokağa, meydana çıktı.
Yüksel Fırat/Kartal
Kartal Halk İnisiyatifi olarak bir araya gelen emek ve demokrasi güçleri, “İnsanca yaşanabilir asgari ücret için örgütlenelim” çağrısıyla Kartal Sahil Meydanda bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Emek ve demokrasi güçleri Kartal Meydanında toplanıp Kartal Neyzen Tevfik Meydanı’nda basın açıklaması yapmak istemesine rağmen “yürüyüş izni” olmadığı gerekçesiyle yürüyüşe izin verilmedi ve kitle Kartal Sahil Meydanda basın açıklamasını gerçekleştirdi.
Yüz elli civarında kitlenin katıldığı eylemde Kartal Halk İnisiyatifi adına basın açıklamasını Eğitim Sen 5 No’lu Şube Başkanı Ertuğrul Eroğlu okudu.
Eroğlu açıklamasında, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca işçi, yaşam koşullarını doğrudan belirleyen asgari ücretin açıklanacağı dönemi kaygı ve belirsizlik içinde bekliyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun göstermelik toplantısı 12 Aralık’ta yapacak. Komisyonda işçileri temsil eden Türk-İş “adil bir komisyon” olmadığını belirterek masada olmayacağını söyledi.
Türkiye’deki asgari ücret belirme komisyonuna doğrudan müdahale etmeyi kendilerine görev bilen İMF ve Dünya Bankası, geçen yıl düzenledikleri sonbahar toplantılarında Türkiye’de “asgari ücretin ileriye dönük bir yaklaşımla ele alınmasını ve enflasyonun yükselmesine yol açacak bir zam yapılmamasını” söyleyerek milyonlarca işçi ve emekçinin geleceğine müdahale etti” dedi.
“Krizin faturasını işçiye, emekçiye, emekliye ödetemezsiniz!”
Eroğlu açıklamasının devamında, “Ekonomik ve siyasi krizin derinleşmesiyle birlikte her geçen gün artan işsizlik, mevcut işlerin ise kölelik koşullarında ve sefalet ücretleri düzeyinde olması hem çalışanları hem de işsizlikle boğuşanları bir çıkmaza sokuyor. Bu çıkmaz işçi ve emekçileri çaresizliğe, bunun sonucunda intiharlara sürüklüyor. Egemenler tarafından ekonomik kriz “yokmuş” gibi gösterilmeye çalışılsa da özelleştirmeler, zamlar, vergi yükünün artırılması, İŞKUR önündeki uzun kuyrukların oluşması gösteriyor ki krizi sadece halk yaşıyor. Güvenceli iş ve gelecek istiyoruz; yeni OVP güvencesiz ve esnek çalışmayı yaygınlaştırmayı hedefliyor. Bu saldırılar hayata geçerse, şimdiye kadar mücadeleyle kazanılmış haklarımız daha fazla gasp edilecek; kırıntı düzeyindeki haklarımız tamamen ortadan kaldırılacaktır. OVP ile ilan edilen saldırıları durdurmak için mücadeleye çağırıyoruz.
Asgari ücretin açlık sınırının altında olması, gün gün yapılan zamlarla erimesi işçi ve emekçileri daha da açlığa mahkûm ediyor. Asgari ücret ile zaten geçimini sağlayamayan işçi ve emekçiler kazanılmış haklarına yönelik saldırılarla da her anlamda güvencesizliğe, işsizliğe, patronların keyfi tutumlarına açık hale getiriliyor. İşçiler bugün kirasını ödeyemiyor, temel gıdaları dahi satın alamıyor, faturalarını denkleştiremiyor, çocuklarının eğitim masraflarını karşılayamıyor. Son dönemde ekonomik sıkıntılardan dolayı artan intiharlar, işçi ve emekçilerin geldiği sefalet noktasını açıkça gözler önüne seriyor” diye sürdürdü açıklamasını.
Eroğlu ayrıca, mesleki lise öğrencilerinin ucuz iş gücü olarak kullanılmasına dikkat çekerek, “2025 yılında 87’den fazla çocuk, iş cinayetine kurban edilmiştir” dedi.
Eroğlu,”İş Cinayetleri: Sömürünün En Ağır Sonucu Her gün yeni bir iş cinayeti haberi geliyor. İşçiler güvencesizliğin, denetimsizliğin ve kâr hırsının kurbanı oluyor” diyerek iş cinayetlerine de dikkat çekti.
İnsanca Yaşamak İçin Taleplerimiz!
“- Yoksulluk sınırının üzerinde ve enflasyon karşısında erimeyen, işçinin ailesi ile birlikte insanca yaşamasını sağlayan bir ücret olmalıdır.
-ÖTV, KDV gibi dolaylı vergilerle de vergi yükünün çoğunluğu bizlerin sırtında.Vergi soygununun son bulması ve artan oranlı gelir ve servet vergisi uygulaması kaldırılmalıdır.
– Emekçi ve emeklilere sadaka değil, hakkı olan verilmelidir.
-Sendikal örgütlenme ve grev hakkı önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
-Savaşa ve rant projelerine ayrılan bütçe; eğitime, sağlığa, barınmaya ayrılmalıdır.
-İşten atmalar yasaklanmalıdır.
-MESEM ve benzeri programlarla çocuk işçiliği meşrulaştırılmasına son verilmelidir.”
diyerek talepleri sıraladı.

