Pazartesi, Nisan 27, 2026
Ana SayfaGÜNCELPendik Ertuğrulgazi ve Sülüntepe’de yurttaşlar: Rezerv alan ilanını iptal edilmeli

Pendik Ertuğrulgazi ve Sülüntepe’de yurttaşlar: Rezerv alan ilanını iptal edilmeli

Ertuğrulgazi Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin çağrısıyla 12 Nisan tarihinde gerçekleşen geniş katılımlı toplantıda alınan kararın ardından yurttaşlar, bugün kentsel dönüşüm ve “rezerv alan” uygulamalarına karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi önünde bir araya geldi.

Pendik Ertuğrulgazi ve Sülüntepe mahallelerinde yaşayan yurttaşlar, rezerv alan kararına tepki gösterdi. Mahallelerinden ayrılmak istemeyen yurttaşlar, “Hakkımızı istiyoruz, vazgeçmiyoruz” dedi.

Evrensel gazetesinde Eylem Nazlıer’in haberine göre Pendik’e bağlı Ertuğrulgazi ve Sülüntepe mahallelerinde yaşayan yurttaşlar, kentsel dönüşüm ve “rezerv alan” uygulamalarına karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi önünde bir araya geldi. 1980’li yıllarda Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen emekçilerin kurduğu mahallede yaşayanlar, tapulu arazilerinin küçültülmesine ve hak kayıplarına karşı Danıştay’a başvuru yaptı: “Bilirkişi raporu lehimizeydi, ilk mahkeme lehimize karar verdi. İnanıyoruz ki en üst yargı mercii de haklı olduğumuzu tescil edecektir. Bu mücadeleyi kazanana dek durmayacağız.”

Aydos Ormanı’nın yamacında, 1980’li yıllarda çoğunlukla yoksul emekçilerin kendi imkanlarıyla kurduğu mahallede yaşayanlar, sabah saatlerinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi önünde bir araya geldi. Çoğunluğu 60 yaşın üzerindeki mahalle sakinleri, yıllardır yaşadıkları ve emek vererek kurdukları evlerin ellerinden alınmak istendiğini belirtti. Mahalle adına yapılan açıklamada, verilen tapu sözlerinin yıllar içinde kesintilerle küçültüldüğü ifade edildi.

Açıklamada, verilen tapu sözlerinin yıllar içinde kesintilerle küçültüldüğü belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“2010’lu yıllarda bize verilen 350 metrekarelik tapu sözü, rezerv alan ilanıyla birlikte önce yüzde 20, sonra yüzde 40 kesintilerle 168 metrekareye düşürüldü. Parsellerimizin yarısına belediye ortak edildi. Bu, sadece bir arsa kaybı değil; yaşam hakkımıza, mahalle kültürümüze müdahaledir.”

İstanbul 4. İdare Mahkemesi’ne açılan davada, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, yerinde keşif ve teknik inceleme yaparak rezerv alan ilanının hukuka aykırı olduğunu rapor ettiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “Mahkeme de bu bilirkişi raporuna dayanarak oy birliğiyle lehimize karar verdi, rezerv alan ilanını iptal etti. Ancak Pendik Belediyesi ve ilgili Bakanlık’ın itirazı üzerine İstinaf Mahkemesi, bilirkişi raporuna rağmen, herhangi bir teknik inceleme yapmadan bu kararı kaldırdı. Biz bu kararı kabul etmiyoruz. Çünkü bizim davamız sadece bir parsel meselesi değil; adalet meselesidir” denildi.

Mahalleli, taleplerini şu başlıklarla sıraladı:

  • Rezerv alan ilanının iptali. Biz bu toprakların hak sahibiyiz, işgalci değil.
  • Adil kesinti oranları. Yüzde 60’a varan kayıplar kabul edilemez.
  • Parsel büyüklüklerinin yeniden düzenlenmesi. 500 metrekarelik minimum parsel ölçüsü korunmalı, hak sahipleri kendi binalarını inşa edebilecek büyüklükte arsa sahibi olmalıdır.
  • Eşitlik ve şeffaflık. Hak sahibi olmayan, mahalleden kimsenin tanımadığı kişilerin listede yer almasına izin verilmemelidir.

Açıklamada, “Bizler, yıllardır hukukun içinde, sabırla, kararlılıkla mücadele ediyoruz. Mahkeme salonlarında, belediye koridorlarında, sokaklarda haklarımızı arıyoruz. Bugün burada 250 kişiyiz, ama arkamızda binlerce komşumuzun desteği var. Danıştay’a başvurumuz, sadece bir hukuki adım değil; bizim için umuttur, adalet inancımızdır. Bilirkişi raporu lehimizeydi, ilk mahkeme lehimize karar verdi. İnanıyoruz ki en üst yargı mercii de haklıyız hakkımızı tescil edecektir. Bu mücadeleyi kazanana dek durmayacağız. Çünkü bizim için bu sadece bir arsa değil; çocuklarımızın geleceği, komşuluğumuz, mahallemizin hafızasıdır. Hakkımızı arıyoruz, adalet istiyoruz, vazgeçmiyoruz” denildi.

“35 yıllık emeğimizi vermeyeceğiz”

Basın açıklamasının ardından konuşan mahalle sakinlerinden Eda Söğüt, yıllardır verdikleri emeği anlattı: “35 yıldır orada yaşıyorum. Çamurun içindeydik, suyumuz yoktu. Her şeyi biz yaptık. Şimdi kazanılmış hakkımızı vermiyorlar. 63 yaşındayım, yeniden ev alma şansım yok. 19 bin lira maaşla nasıl ev alınır?”

Yolumuz yoktu ama huzurumuz vardı?

1986’dan beri mahallede yaşayan bir başka yurttaş ise yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Yolumuz yoktu, suyumuz yoktu ama huzurumuz vardı. Şimdi yol var ama huzur yok. Yıllarca çile çektik. Ağaçlarımızı sırtımızda su taşıyarak büyüttük. Kendi yerimizi istiyoruz. Bu yaştan sonra ortada kalmak istemiyoruz. Başka gidecek yerimiz yok.”

“Çocuklarıma bırakabileceğim tek şey evim”

Eşini kaybettikten sonra tek başına mücadele verdiğini söyleyen bir kadın ise şunları dile getirdi: “Oraya 1986’da geldim. Çadır gibi bir evde başladım. Çocuklarımı büyüttüm, borç ödedim, tapu aldım. Şimdi yine elimizden almak istiyorlar. Başka yerim yok. Çocuklarıma bırakabileceğim tek şey burası.”

“Hakkımızı istiyoruz”

Yaklaşık 30 yıldır aynı yerde yaşadığını söyleyen bir mahalleli, “Geldik, yerleştik. Kendi emeğimizle Parasını ödedik, kolay olmadı” diyerek yaşadıkları süreci özetliyor.

Yıllar içinde ağır koşullarda yaşam kurduklarını anlatan mahalleli, “Su yoktu, elektrik yoktu, ekmek yoktu, pazar yoktu. Birini bulsak onunu bulamıyorduk. Çok zor günler geçirdik. Suyu kuyudan taşıyorduk. Bidonlarla taşıya taşıya sakat kaldım. Ameliyatlar geçirdim. Gece gündüz çalıştık; taş taşıdık, harç yaptık, kiremit döşedik. Kendi elimizle yaptık bu evleri.”

Yaşadıkları zorlukların yalnızca geçmişte kalmadığını vurgulayan mahalle sakinleri, bugün de güvencesizlikle karşı karşıya. “Her yer satıldı, bir Aydos kaldı” diyen yurttaş, “İnşallah hakkımızı verirler. Biz cefasını çektik, sefasını başkaları sürmesin” ifadelerini kullanıyor.

“Parasını ödedik, şimdi elimizden almak istiyorlar”

65 yaşındaki Safi Özcan, 35 yıldır oturduğu ev için verdiği mücadeleyi anlatıyor: “Ben 1988’de geldim. Sivas’tan göç ettim. Fabrikalarda, özel sektörde çalıştım. Köle gibi çalıştım ki çocuklarım mağdur olmasın.”

Yıllar sonra belediyeyle yapılan anlaşmayı hatırlatan Özcan, süreci şöyle anlatıyor: “Burası önce milli emlak arazisiydi. Belediye ile milli emlak anlaştı, bize sattılar. 2016’dan itibaren 5 yıl boyunca parasını ödedik. Benim borcum 2020’de bitti. Noterden sözleşme yaptık. ‘Yüzde 20 kesinti olacak, okul, cami yapılacak’ dediler, kabul ettik.” Ancak Özcan sorunun tam da bu noktadan sonra başladı: “Bize 350 metrekare diye sattılar. Parasını aldılar. Sonra alanı 168 metrekareye düşürüyorlar. Hem parayı alıyorlar hem yerden kesiyorlar. Bu nasıl adalet?”

Tapu sürecinin ardından arazinin yeniden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na devredildiğini söyleyen Özcan, “Madem rezerv alan ilan edecektin, niye bana sattın? Ben parasını ödemişim. Bu resmen gasp” diyerek tepki gösteriyor. Bugün emekli olduğunu ancak geçinmekte zorlandığını dile getiren Özcan, “Asgari ücret seviyesinde emekliyim. Bu yaştan sonra yeniden ev sahibi olamam. Ay sonunu getiremiyoruz. Ama elimizdeki evi de almak istiyorlar. Bu kadar insan boşuna mı burada? Herkes zor durumda olduğu için geliyor. 65 yaşındayım. Ama çocuklarımın geleceği için sonuna kadar mücadele edeceğim. Adalet istiyorum, hukuk istiyorum” diyor.

“Büyük bir mağduriyet yaratıldı”

Mahalle sakinlerinden Hakan Öykü, yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Pendik Belediyesi bu yerleri Milli Emlak’tan devralıp bize sattıktan sonra bizimle noter üzerinden bir sözleşme yaptı. Sözleşmede açıkça ‘yüzde 20 kamu ortak payı kesintisi yapılacaktır, bunun dışında herhangi bir kesinti olmayacaktır’ deniliyordu. Biz de buna güvenerek imza attık. Ancak sonrasında bunun böyle olmadığını gördük.”

Öykü, yapılan kesintilerin sözleşmenin çok üzerinde olduğunu belirterek, “Bugün geldiğimiz noktada yaklaşık yüzde 60’ın üzerinde kesinti yapıldığını görüyoruz. Örneğin 350 metrekarelik bir alan 168 metrekareye düşürüldü. Bu, ciddi bir hak kaybıdır. Oysa yasal olarak yüzde 45’in üzerinde kesinti yapılamaz” dedi.

Belediyenin, sözleşmede geçen yüzde 20’lik kesintiyi “hibe” olarak yorumladığını aktaran Öykü, “Bize ‘siz bunu bağışladınız’ deniliyor. Oysa biz böyle bir bağış yapmadık. Bize ‘%20 kesinti yapılacak ve karşılığında 280 metrekare üzerinden inşaat hakkı verilecek’ denildi. Küçük yazılar nedeniyle sözleşmeyi yeterince inceleyemeden imzaladık” diye konuştu.

Mahalle sakinlerinin konuyu yargıya taşıdığını ifade eden Öykü, “Plan iptal davası ve rezerv alan ilanına karşı dava açtık. Mahkeme, buranın rezerv alanı olmadığına karar verdi ve iptal etti. Ancak Pendik Belediyesi bu karara itiraz ederek süreci yeniden başlattı” dedi.

“Rezerv alan” ilanının kendileri açısından ciddi sonuçlar doğuracağını vurgulayan Öykü, şu ifadeleri kullandı: “Rezerv alan ilan edilirse mülkiyet haklarımız ciddi şekilde sınırlanacak. Örneğin 280 metrekarelik bir alandan normal koşullarda birkaç daire elde edilebilirken, bu durumda bize yalnızca bir daire verilip borçlandırma yoluna gidilebilir. Bu da büyük bir mağduriyet yaratır.”

Her arsada birden fazla hissedar bulunduğunu hatırlatan Öykü, “Bir gecekonduya 5-6 kişi ortak. Yıllar içinde aileler büyüdü, çocuklar evlenme çağına geldi. Bugün bir hanedeki hak sahipliği çok daha fazla kişiye bölünmüş durumda. Buna rağmen ‘her haneye bir daire yeter’ anlayışıyla hareket ediliyor” dedi.

Amaçlarının rant elde etmek olmadığını vurgulayan Öykü, “Biz kimseyle çatışma içinde değiliz. Ne belediyeye ne de hükümete karşı bir düşmanlığımız var. Tek talebimiz, rezerv alan kararının iptal edilmesi ve anayasal haklarımızın teslim edilmesi. Sadece hakkımızı istiyoruz” diye konuştu.

Yolumuz yoktu ama huzurumuz vardı?

1986’dan beri mahallede yaşayan bir başka yurttaş ise yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Yolumuz yoktu, suyumuz yoktu ama huzurumuz vardı. Şimdi yol var ama huzur yok. Yıllarca çile çektik. Ağaçlarımızı sırtımızda su taşıyarak büyüttük. Kendi yerimizi istiyoruz. Bu yaştan sonra ortada kalmak istemiyoruz. Başka gidecek yerimiz yok.”

“Çocuklarıma bırakabileceğim tek şey evim”

Eşini kaybettikten sonra tek başına mücadele verdiğini söyleyen bir kadın ise şunları dile getirdi: “Oraya 1986’da geldim. Çadır gibi bir evde başladım. Çocuklarımı büyüttüm, borç ödedim, tapu aldım. Şimdi yine elimizden almak istiyorlar. Başka yerim yok. Çocuklarıma bırakabileceğim tek şey burası.”

“Hakkımızı istiyoruz”

Yaklaşık 30 yıldır aynı yerde yaşadığını söyleyen bir mahalleli, “Geldik, yerleştik. Kendi emeğimizle Parasını ödedik, kolay olmadı” diyerek yaşadıkları süreci özetliyor.

Yıllar içinde ağır koşullarda yaşam kurduklarını anlatan mahalleli, “Su yoktu, elektrik yoktu, ekmek yoktu, pazar yoktu. Birini bulsak onunu bulamıyorduk. Çok zor günler geçirdik. Suyu kuyudan taşıyorduk. Bidonlarla taşıya taşıya sakat kaldım. Ameliyatlar geçirdim. Gece gündüz çalıştık; taş taşıdık, harç yaptık, kiremit döşedik. Kendi elimizle yaptık bu evleri.”

Yaşadıkları zorlukların yalnızca geçmişte kalmadığını vurgulayan mahalle sakinleri, bugün de güvencesizlikle karşı karşıya. “Her yer satıldı, bir Aydos kaldı” diyen yurttaş, “İnşallah hakkımızı verirler. Biz cefasını çektik, sefasını başkaları sürmesin” ifadelerini kullanıyor.

“Parasını ödedik, şimdi elimizden almak istiyorlar”

65 yaşındaki Safi Özcan, 35 yıldır oturduğu ev için verdiği mücadeleyi anlatıyor: “Ben 1988’de geldim. Sivas’tan göç ettim. Fabrikalarda, özel sektörde çalıştım. Köle gibi çalıştım ki çocuklarım mağdur olmasın.”

Yıllar sonra belediyeyle yapılan anlaşmayı hatırlatan Özcan, süreci şöyle anlatıyor: “Burası önce milli emlak arazisiydi. Belediye ile milli emlak anlaştı, bize sattılar. 2016’dan itibaren 5 yıl boyunca parasını ödedik. Benim borcum 2020’de bitti. Noterden sözleşme yaptık. ‘Yüzde 20 kesinti olacak, okul, cami yapılacak’ dediler, kabul ettik.” Ancak Özcan sorunun tam da bu noktadan sonra başladı: “Bize 350 metrekare diye sattılar. Parasını aldılar. Sonra alanı 168 metrekareye düşürüyorlar. Hem parayı alıyorlar hem yerden kesiyorlar. Bu nasıl adalet?”

Tapu sürecinin ardından arazinin yeniden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na devredildiğini söyleyen Özcan, “Madem rezerv alan ilan edecektin, niye bana sattın? Ben parasını ödemişim. Bu resmen gasp” diyerek tepki gösteriyor. Bugün emekli olduğunu ancak geçinmekte zorlandığını dile getiren Özcan, “Asgari ücret seviyesinde emekliyim. Bu yaştan sonra yeniden ev sahibi olamam. Ay sonunu getiremiyoruz. Ama elimizdeki evi de almak istiyorlar. Bu kadar insan boşuna mı burada? Herkes zor durumda olduğu için geliyor. 65 yaşındayım. Ama çocuklarımın geleceği için sonuna kadar mücadele edeceğim. Adalet istiyorum, hukuk istiyorum” diyor.

“Büyük bir mağduriyet yaratıldı”

Mahalle sakinlerinden Hakan Öykü, yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Pendik Belediyesi bu yerleri Milli Emlak’tan devralıp bize sattıktan sonra bizimle noter üzerinden bir sözleşme yaptı. Sözleşmede açıkça ‘yüzde 20 kamu ortak payı kesintisi yapılacaktır, bunun dışında herhangi bir kesinti olmayacaktır’ deniliyordu. Biz de buna güvenerek imza attık. Ancak sonrasında bunun böyle olmadığını gördük.”

Öykü, yapılan kesintilerin sözleşmenin çok üzerinde olduğunu belirterek, “Bugün geldiğimiz noktada yaklaşık yüzde 60’ın üzerinde kesinti yapıldığını görüyoruz. Örneğin 350 metrekarelik bir alan 168 metrekareye düşürüldü. Bu, ciddi bir hak kaybıdır. Oysa yasal olarak yüzde 45’in üzerinde kesinti yapılamaz” dedi.

Belediyenin, sözleşmede geçen yüzde 20’lik kesintiyi “hibe” olarak yorumladığını aktaran Öykü, “Bize ‘siz bunu bağışladınız’ deniliyor. Oysa biz böyle bir bağış yapmadık. Bize ‘%20 kesinti yapılacak ve karşılığında 280 metrekare üzerinden inşaat hakkı verilecek’ denildi. Küçük yazılar nedeniyle sözleşmeyi yeterince inceleyemeden imzaladık” diye konuştu.

Mahalle sakinlerinin konuyu yargıya taşıdığını ifade eden Öykü, “Plan iptal davası ve rezerv alan ilanına karşı dava açtık. Mahkeme, buranın rezerv alanı olmadığına karar verdi ve iptal etti. Ancak Pendik Belediyesi bu karara itiraz ederek süreci yeniden başlattı” dedi.

“Rezerv alan” ilanının kendileri açısından ciddi sonuçlar doğuracağını vurgulayan Öykü, şu ifadeleri kullandı: “Rezerv alan ilan edilirse mülkiyet haklarımız ciddi şekilde sınırlanacak. Örneğin 280 metrekarelik bir alandan normal koşullarda birkaç daire elde edilebilirken, bu durumda bize yalnızca bir daire verilip borçlandırma yoluna gidilebilir. Bu da büyük bir mağduriyet yaratır.”

Her arsada birden fazla hissedar bulunduğunu hatırlatan Öykü, “Bir gecekonduya 5-6 kişi ortak. Yıllar içinde aileler büyüdü, çocuklar evlenme çağına geldi. Bugün bir hanedeki hak sahipliği çok daha fazla kişiye bölünmüş durumda. Buna rağmen ‘her haneye bir daire yeter’ anlayışıyla hareket ediliyor” dedi.

Amaçlarının rant elde etmek olmadığını vurgulayan Öykü, “Biz kimseyle çatışma içinde değiliz. Ne belediyeye ne de hükümete karşı bir düşmanlığımız var. Tek talebimiz, rezerv alan kararının iptal edilmesi ve anayasal haklarımızın teslim edilmesi. Sadece hakkımızı istiyoruz” diye konuştu.

Yolumuz yoktu ama huzurumuz vardı?

1986’dan beri mahallede yaşayan bir başka yurttaş ise yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Yolumuz yoktu, suyumuz yoktu ama huzurumuz vardı. Şimdi yol var ama huzur yok. Yıllarca çile çektik. Ağaçlarımızı sırtımızda su taşıyarak büyüttük. Kendi yerimizi istiyoruz. Bu yaştan sonra ortada kalmak istemiyoruz. Başka gidecek yerimiz yok.”

“Çocuklarıma bırakabileceğim tek şey evim”

Eşini kaybettikten sonra tek başına mücadele verdiğini söyleyen bir kadın ise şunları dile getirdi: “Oraya 1986’da geldim. Çadır gibi bir evde başladım. Çocuklarımı büyüttüm, borç ödedim, tapu aldım. Şimdi yine elimizden almak istiyorlar. Başka yerim yok. Çocuklarıma bırakabileceğim tek şey burası.”

“Hakkımızı istiyoruz”

Yaklaşık 30 yıldır aynı yerde yaşadığını söyleyen bir mahalleli, “Geldik, yerleştik. Kendi emeğimizle Parasını ödedik, kolay olmadı” diyerek yaşadıkları süreci özetliyor.

Yıllar içinde ağır koşullarda yaşam kurduklarını anlatan mahalleli, “Su yoktu, elektrik yoktu, ekmek yoktu, pazar yoktu. Birini bulsak onunu bulamıyorduk. Çok zor günler geçirdik. Suyu kuyudan taşıyorduk. Bidonlarla taşıya taşıya sakat kaldım. Ameliyatlar geçirdim. Gece gündüz çalıştık; taş taşıdık, harç yaptık, kiremit döşedik. Kendi elimizle yaptık bu evleri.”

Yaşadıkları zorlukların yalnızca geçmişte kalmadığını vurgulayan mahalle sakinleri, bugün de güvencesizlikle karşı karşıya. “Her yer satıldı, bir Aydos kaldı” diyen yurttaş, “İnşallah hakkımızı verirler. Biz cefasını çektik, sefasını başkaları sürmesin” ifadelerini kullanıyor.

“Parasını ödedik, şimdi elimizden almak istiyorlar”

65 yaşındaki Safi Özcan, 35 yıldır oturduğu ev için verdiği mücadeleyi anlatıyor: “Ben 1988’de geldim. Sivas’tan göç ettim. Fabrikalarda, özel sektörde çalıştım. Köle gibi çalıştım ki çocuklarım mağdur olmasın.”

Yıllar sonra belediyeyle yapılan anlaşmayı hatırlatan Özcan, süreci şöyle anlatıyor: “Burası önce milli emlak arazisiydi. Belediye ile milli emlak anlaştı, bize sattılar. 2016’dan itibaren 5 yıl boyunca parasını ödedik. Benim borcum 2020’de bitti. Noterden sözleşme yaptık. ‘Yüzde 20 kesinti olacak, okul, cami yapılacak’ dediler, kabul ettik.” Ancak Özcan sorunun tam da bu noktadan sonra başladı: “Bize 350 metrekare diye sattılar. Parasını aldılar. Sonra alanı 168 metrekareye düşürüyorlar. Hem parayı alıyorlar hem yerden kesiyorlar. Bu nasıl adalet?”

Tapu sürecinin ardından arazinin yeniden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na devredildiğini söyleyen Özcan, “Madem rezerv alan ilan edecektin, niye bana sattın? Ben parasını ödemişim. Bu resmen gasp” diyerek tepki gösteriyor. Bugün emekli olduğunu ancak geçinmekte zorlandığını dile getiren Özcan, “Asgari ücret seviyesinde emekliyim. Bu yaştan sonra yeniden ev sahibi olamam. Ay sonunu getiremiyoruz. Ama elimizdeki evi de almak istiyorlar. Bu kadar insan boşuna mı burada? Herkes zor durumda olduğu için geliyor. 65 yaşındayım. Ama çocuklarımın geleceği için sonuna kadar mücadele edeceğim. Adalet istiyorum, hukuk istiyorum” diyor.

“Büyük bir mağduriyet yaratıldı”

Mahalle sakinlerinden Hakan Öykü, yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Pendik Belediyesi bu yerleri Milli Emlak’tan devralıp bize sattıktan sonra bizimle noter üzerinden bir sözleşme yaptı. Sözleşmede açıkça ‘yüzde 20 kamu ortak payı kesintisi yapılacaktır, bunun dışında herhangi bir kesinti olmayacaktır’ deniliyordu. Biz de buna güvenerek imza attık. Ancak sonrasında bunun böyle olmadığını gördük.”

Öykü, yapılan kesintilerin sözleşmenin çok üzerinde olduğunu belirterek, “Bugün geldiğimiz noktada yaklaşık yüzde 60’ın üzerinde kesinti yapıldığını görüyoruz. Örneğin 350 metrekarelik bir alan 168 metrekareye düşürüldü. Bu, ciddi bir hak kaybıdır. Oysa yasal olarak yüzde 45’in üzerinde kesinti yapılamaz” dedi.

Belediyenin, sözleşmede geçen yüzde 20’lik kesintiyi “hibe” olarak yorumladığını aktaran Öykü, “Bize ‘siz bunu bağışladınız’ deniliyor. Oysa biz böyle bir bağış yapmadık. Bize ‘%20 kesinti yapılacak ve karşılığında 280 metrekare üzerinden inşaat hakkı verilecek’ denildi. Küçük yazılar nedeniyle sözleşmeyi yeterince inceleyemeden imzaladık” diye konuştu.

Mahalle sakinlerinin konuyu yargıya taşıdığını ifade eden Öykü, “Plan iptal davası ve rezerv alan ilanına karşı dava açtık. Mahkeme, buranın rezerv alanı olmadığına karar verdi ve iptal etti. Ancak Pendik Belediyesi bu karara itiraz ederek süreci yeniden başlattı” dedi.

“Rezerv alan” ilanının kendileri açısından ciddi sonuçlar doğuracağını vurgulayan Öykü, şu ifadeleri kullandı: “Rezerv alan ilan edilirse mülkiyet haklarımız ciddi şekilde sınırlanacak. Örneğin 280 metrekarelik bir alandan normal koşullarda birkaç daire elde edilebilirken, bu durumda bize yalnızca bir daire verilip borçlandırma yoluna gidilebilir. Bu da büyük bir mağduriyet yaratır.”

Her arsada birden fazla hissedar bulunduğunu hatırlatan Öykü, “Bir gecekonduya 5-6 kişi ortak. Yıllar içinde aileler büyüdü, çocuklar evlenme çağına geldi. Bugün bir hanedeki hak sahipliği çok daha fazla kişiye bölünmüş durumda. Buna rağmen ‘her haneye bir daire yeter’ anlayışıyla hareket ediliyor” dedi.

Amaçlarının rant elde etmek olmadığını vurgulayan Öykü, “Biz kimseyle çatışma içinde değiliz. Ne belediyeye ne de hükümete karşı bir düşmanlığımız var. Tek talebimiz, rezerv alan kararının iptal edilmesi ve anayasal haklarımızın teslim edilmesi. Sadece hakkımızı istiyoruz” diye konuştu.

Kartalin Sesi
Kartalin Sesi
Kartal'ın Sesi Gazetesi yazarı
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

En çok okunanlar

Son Yorumlar

Yusuf aAtay Açık Paylaşamadığımız Huzur
Imam Ali Türkan Açık OCAK 2022 SENDİKA İSTATİSTİKLERİ
İmam Ali Türkan Açık HASAN ALİ YÜCEL
İmam Ali Türkan Açık  6284
Seçkin Alper Tamer Açık Kartal’da Emeklilikte Adalet Çağrısı
Zehra Sayar Açık Yılbaşı
Deniz Özlem Er Açık Yılbaşı
Veysel Yiğit Açık İBB’den Kartal’a 3. Kreş