Pazar, Ağustos 7, 2022
Ana SayfaKÖŞE YAZARLARIAZ BİRAZ, ÇEKİLİN AYAK ALTINDAN!

AZ BİRAZ, ÇEKİLİN AYAK ALTINDAN!

AZ BİRAZ, ÇEKİLİN AYAK ALTINDAN!
Dünyanın yükünü omuzlarımıza almayı kabullenerek geldik dünyaya. Başka bir kadın tarafından sıcacık bir karşılamayla açtık gözlerimizi… Kimimiz toz topraklı tarla kenarında, kimimiz akbabaların başımızda bekleştiği Afrika’nın orta yerinde, kimimiz bir fakirhanenin sedirinde, kimimiz de özel hastane odalarında…
Annelerimizin bizi doğururken çektiği ızdırabı miras olarak kabullenip, sizlerle aynı safhalarda geçirdiğimiz gelişme sürecimizi tamamladıktan sonra, bizlerin de başladı mücadelesi…
Gelecek kaygısı ile sarıldık hayata, dört elle. Ama nedense, hep ikinci planda kaldık, tüm eksiksizliğimize rağmen. Kompleksli beyinlerin, zihniyetleri sadece cinselliğe işleyenlerin saldırısına uğradı kişiliklerimiz.
Savaşlarda bile intikam sayıldı, bizlere taciz uygulamak. İntikamlar bile bunun üzerine kurgulandı, uyduruk filmlerde. Hep bir acizlik sembolizesi haline dönüştürüldük, hiç hak etmediğimiz halde.
Satıldık hayvan gibi, köyün en zenginine. Dayaklar yedik sarhoş, ciğeri beş para etmez kocalardan. Tecavüze uğradık, bedelini bizler ödedik, uçurum kenarlarında can verirken kan revan içinde. Erkek çocuk doğuramadığımız için, kader birleştirdik aynı çatı altında, bizden olan başka bir bizle…
Aşağılandık, aptal yerine konulduk kimi zaman… Sizler bu maharetinizle onur duyarken, bizler için için acıdık acizliğinize. Vurmadık yüzlerinize eksiklilerini…  Kaba kuvvetinizi yenebileceğimiz beyinlerimizi sergilemedik, sustuk… İhanetlerinizi, bencilliklerinizi sır gibi sakladık terk edilme korkusu ile… Çünkü dönüşsüz gitmek üzere olduğumuza dair tembihlendik, erkek babalarımız tarafından…
Tanrı’nın bizlere, sizlerin asla sahip olamayacağınız bir yetkiyi verdiğini bile unuttunuz:
Sizleri doğurmak…
Bu kutsal görevi her şartta yerine getirirken, dünyanın en zor acısına dayanıyoruz. Siz erkeklerin, bir dakika bile dayanması mümkün olmayan bu acı, bizlerin sizlerden üstün olduğumuzun göstergesi değildir elbette. Ama biliniz ki ANNE olmak, güç, kuvvet, zeka, sabır ve sonsuz sevgi isteyen kutsal bir görev üstlenmek demektir.
Hatta fazla değil, birkaç yıllığına, Dünya’nın yönetimini teslim edin bizlere…
Emin olun, birkaç yıl yeter, yeniden yeşermesi ve tüm çiçek çeşitleri arasından, neşeli çocuk nidalarının yükselmesi için…
Ancak nice gerçekler var ki, bu gerçekler gözler önüne serildiğinde vehameti daha da acı veriyor. Ve bazen sizlere karşı söyleyecek söz bırakmıyor bu gerçekler; utandırıyor!
Doğup büyüdüğümüz ailelerdeki “erkek üstünlüğü” kaynaklı yetiştirilme tarzlarımızın baskın olduğu hemcinslerimizin kayıtsız kalmaları ve hatta eşitsizliği savunup, bu zihniyetlerinin doğrultusunda yetiştirdikleri “erkek”lerin sayılarının her geçen gün daha da artmasına katkıda bulunma tehlikesinin hiç farkında olmayanlarımız var. Ne yazık ki!
Farkına varsa da üç beş afilli giysinin, kabarık cüzdanın, havuzlu bir villanın esiri olmuş, gördüğü şiddet sonucu moraran suratını, falan marka yağlı pudra ile kapatıp, filan model jipine binerek, semtinin en ünlü kuaförüne giden hemcinslerimizi saymıyorum bile… Utanç duyuyoruz, evet!
En iyi üniversiteyi bitirdikten sonra, bilmem kaçıncı mastırını yapıp, falanca bankanın genel müdürü olduktan sonra, kendi mesleği alanında kariyer yapan biri ile evlendiği halde, eş tarafından söz hakkı elinden alınmış olup, duygusal şiddete maruz kalanlarımız zaten içler acısı…
Verebileceğim nice örneklerin arasında en tehlikelisi ise, “kadın”ın “kadın”a beslediği kinden, harislikten doğan düşmanlığın sergiletmiş olduğu “duygusal şiddet”tir.
Ki, harislik ve kin diye adlandırılan bu iki duygu, cinsiyet ayırmaksızın insanın doğasında barınabilen diğer duygular gibi kadında da erkekte de mevcuttur. Zira kendilerini dünyanın merkezi zanneden ve çevresini narsistçe yönetmeyi, hüküm vermeyi, tüm düşüncelerinin ve yaşanmışlıklarının “en”lerinin kendilerinde mevcut olduğunu düşünen bu kadınlar tarafından yönetilenlerimiz de var aramızda. Üzülerek söylüyorum ki, hemcinslerime en büyük zararı verenler, tam da bu kadınlardır.
“İYİ KADIN ya da KÖTÜ ERKEK yoktur;
İYİ İNSAN” ya da KÖTÜ İNSAN vardır.” gerçeği kabullenilmediği sürece, yörüngesinde sallantılı bir vaziyetteki Dünya’nın, korkulu rüya yaşayan ölüleri olarak hayatımızı(!) idame ettirmeye çalışan, zavallı KADIN’ları olarak tarihten silineceğiz… Hem de İYİ-KÖTÜ ayırımı yapılmaksızın.
İşte tam da bu sebeptendir, Dünya’yı yönetmek isteyişimiz…
Hem de sevgiyle…

Önceki İçerikKARTAL’DA KAR TEYYAKUZU
Sonraki İçerikHüseyin Aslan Çizdi
Kartalin Sesi
Kartal'ın Sesi Gazetesi yazarı
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

En çok okunanlar

Son Yorumlar