Pazar, Şubat 5, 2023
Ana SayfaEKONOMİEYT’de dağ fare doğurmasın!

EYT’de dağ fare doğurmasın!

EYT’de dağ fare doğurmasın!

AZİZ ÇELİK BirGün Gazetesi Yazarı 

azizcelik@gmail.com

Bakan’ın EYT ile ilgili açıklamaları tehlikelerin varlığını gösteriyor. EYT’de adil bir çözüm için yaş koşulu olmamalı, aylıklar eski sisteme göre bağlanmalı ve 1999 sonrası işe girenler için adil bir geçiş takvimi oluşturulmalı.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) sorununun çözümünde sona yaklaşılıyor. Ancak belirsizlikler sürüyor. Tehlikeler kapıda bekliyor. Yıllardır gündemde olan ve aylardır “hazırlık” yapıldığı söylenen EYT’nin çözümü konusunda henüz kamuoyuna yansıyan, taraflarla konuşulan bir öneri yok. Her defasında yeni bir rivayet ortaya çıkıyor. Uzun bir süre aralık ayı sonuna kadar çözüme kavuşturulacağı söylenen EYT konusu yılbaşına kalmış gibi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin son açıklamasında “Tahmin ediyorum, bu ay sonuna kadar Meclis’e götürürüz. Bitirebilirsek bu ay içinde, bitiremezsek ocakta. Sayın Cumhurbaşkanımıza 26 Aralık’ta son durumu arz edeceğim” dedi. Anlaşılan konu bugün Hükümet toplantısında gündeme gelecek ama kamuoyuna açıklanacak mı meçhul.

Milyonlarca EYT’linin beklentisiyle ve sinir uçlarıyla bu kadar oynanması akıl alacak iş değil. EYT konusunda çözüm oluşturmak için aylarca “hazırlık” yapmaya gerek yok. Sayı belli. Çözüm belli. Sorun yılLardır gündemde. Kapsamı yaklaşık olarak belli. Maliyeti belli. O halde neden gecikiyor? Gecikiyor! Çünkü soruna ilkesel bakılmıyor, seçime endeksli ele alınıyor. Gecikiyor! Çünkü bunun bir hak kaybı ve telafi edilmesi gereken bir haksızlık olduğu düşünülmüyor. Daha çok bir “yük” olarak düşünülüyor. O nedenle konunun muhatabı olan sendikalarla ve EYT dernekleri ile müzakere edilmiyor. Tek taraflı ve tepeden inme bir hazırlık yapılıyor. Defalarca vurguladım tekrar yazayım: Taraflarla müzakere edilmeyen, sosyal diyalog mekanizmaları işletmeden oluşturulacak formüller yeni sorunlar doğuracaktır. EYT’de şu an planlanan çözümün yeni sorunlar doğurması kaçınılmazdır. EYT’de dağ fare doğurabilir. Bakan Bilgin’in açıklamalarından planlanan EYT düzenlemesinin çeşitli tehlikeler içerdiği anlaşılıyor.

YENİ YAŞ SINIRI OLMAMALI

Bakan Bilgin, “EYT’de yaş sınırı olacak mı?” sorusuna “Bu, ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ diye yanıt verilecek bir konu değil. Bütün bu çalışma bittikten sonra, toplam tabloyu gördükten sonra onu değerlendireceğiz. Yaş sınırı konusunda henüz karar verilmedi” yanıtını verdi. Dolayısıyla Bakan’ın açıklamalarının kamuoyunu yaş sınırını alıştırmaya yönelik olduğu anlaşılıyor. EYT’de yaş sınırı gündeme gelebilir. Oysa bu EYT düzenlemesinin amacına aykırı olur. 8.9.1999’dan önce işe girenler yaş koşulu olmadan çalışmaya başladılar. 8.9.1999’da getirilen yaş sınırı nedeniyle emeklilikleri bir anda 15-17 yıl uzamış oldu. 2024 yılında emekli olabilecek bir işçinin emekliliği 2040 yılına sarktı. EYT zaten budur. EYT’liler bunun düzeltilmesini istiyor. Yeniden yaş sınırı getirmek haksızlığın devam etmesi olacaktır. EYT’de yaş sınırı hayal kırıklığı olacaktır. EYT’lilerin hakları koşulsuz geri verilmelidir.

AYLIKLAR ESKİ SİSTEME GÖRE BAĞLANMALI

Bakan Bilgin EYT’lilerin aylık bağlanma oranlarında bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı sorusuna, “Bu oranlarda bir değişiklik yapmayı düşünmüyoruz” cevabını vermiş. Bu uzun süredir dikkat çektiğim vahim bir duruma işaret ediyor: Düşük emekli aylığı ve ucuz işgücü olma riski. EYT’liler işe girdikleri tarihteki mevzuata göre yaş sınırı olmaksızın emekli edilecekse aylıklarının da bu tarihteki (1999 öncesi sistem) sisteme göre bağlanması gerekir. Bilindiği gibi gerek 1999 ve gerekse 2008 yılında yapılan düzenlemelerle emekli aylıklarının hesaplanmasında emekliler aleyhine değişiklikler yapıldı. Güncelleme katsayıları düşürüldü, aylık bağlama oranları (ABO) ve emekli aylıklarının alt sınırı düşürüldü.

O yüzden EYT’lilere yeni sisteme göre emekli aylığı bağlanırsa ciddi kayba uğrayacaklar. Emekli aylıkları asgari ücretin çok çok altında kalacak. EYT’lilerin büyük bölümü yoksul emekli olacak ve çalışamaya devam etmek veya yeni iş aramak zorunda kalacak. Bilindiği gibi emekliler işgücü piyasasında dezavantajlıdır. Daha düşük ücrete razı olurlar. Bu tehlikeleri bertaraf etmek için EYT’lilere eski sisteme göre aylık bağlanmalıdır.

1999 SONRASI İÇİN DE ÇÖZÜM!

EYT konusu hatalı bir biçimde sadece 8.9.1999 milat alınarak tartışılıyor. Bu hatalı ve adil olmayan bir yaklaşımdır. Bakan Bilgin de “EYT, 8 Eylül 1999 öncesi işe başlamayı zorunlu kılıyor” diyor. Bu yaklaşım eksiktir, hatalıdır ve yeni sorunlar yaratacaktır. 8.9.1999 öncesi için yaş koşulu olmaksızın bir düzenleme yapılması gerekir. Ancak bu düzenlemeye paralel olarak 8.9.1999 sonrası için de yeni bir geçiş ve yaş düzenlemesi yapılmalıdır. 1999 sonrası için getirilmiş olan yaş koşulu yeniden düzenlenmeli ve yumuşatılmalıdır. Bilindiği gibi 8.9.199 sonrası için kadınlarda 58 ve erkeklerde 60 yaş koşulu getirmişti.

EYT ile paralel olarak 8.9.1999 sonrası için yeni ve daha yumuşak bir geçiş takvimi oluşturulmazsa büyük dengesizlikler ve eşitsizlikler oluşacaktır. 8.9.1999 ve öncesi işe girenlerin 20-25 yıl çalışarak emekli olması söz konusu iken 9.9.1999 ve sonrasında işe girenler 40-42 yıl çalışarak emekli olmak söz konusu olacaktır. Bir gün farkla işe giren bir kadın işçi 20 yıl, bir gün sonra işe giren bir erkek işçi 17 yıl sonra emekli olabilecektir. Bu adil, makul ve ölçülü değildir. Böyle bir düzenleme Anayasasının eşitlik ilkesine aykırı olacaktır ve Anayasa Mahkemesi önüne götürülmesi söz konusu olacaktır.

Hükümet yeni bir eşitsizlik ve çarpıklık yaratacak tek yanlı bir düzenlemede ısrar etmemeli. 1999 ve sonrası için de yeni ve yumuşak bir yaş takvimi getirmelidir. 1999 sonrası işe giren milyonlarca çalışan da çözüm bekliyor.

EYT’nin çözülmesi ve yeni yaş düzenlemesi mümkün. Bunun bir kaynak değil tercih sorunu olduğu açık. Nitekim Bakan Bilgin EYT’nin maliyetine ilişkin bir soruya “Milli gelirin binde biri veya onun birkaç puan üzerinde” yanıtını vermiştir. Milli gelirin binde biri, binde üçü düzeyindeki bir maliyetin tartışılması bile abestir. EYT’de adil, makul ve eşitlikçi bir çözüm mümkündür!

***

SÜKÛT İKRARDAN GELİR!

Çalışma Bakanı bütün sendikaları töhmet altında bıraktı. Somut açıklama yapmak zorundadır. Türk-İş, Bakan’ın suçlamasına açık bir yanıt vermelidir. Aksi halde sükut ikrardan gelecektir.

2023 yılı asgari ücreti ilanına ilişkin değerlendirmelerim dünkü (25 Aralık 2022) BirGün Pazar’da yer alıyor: Burada Çalışma Bakanı’nın sendikalara yönelik suçlamasına değinmek istiyorum.

Türk-İş’in yeni asgari ücretin ilan edildiği hukuksuz toplantıya katılmaması üzerine Çalışma Bakanı Bilgin sendikalara yönelik suçlamalarının dozunu artırdı. Bakan işçi sendikalarının “Siz, 8 bin liranın ne kadar üzerinde asgari ücret verirseniz biz o kadar zor durumda kalırız’” diyerek 8 binin çok üzerinde asgari ücret istemediklerini iddia etti. Bakan Bilgin böylece bütün sendikaları töhmet altında bırakmış oldu. Dahası Bakanın bu sözlerinin bir canlı yayın kazası olmadığı aynı sözlerin Bakanlığın resmi internet sitesinde aynen yayımlanmasıyla ortaya çıktı. Bakan sözlerini kayda da geçirdi.

Sosyal politika alanında çalışan eski bir akademisyen olan sayın Bilgin uzun yıllar boyunca da Türk-İş’te Genel Başkan danışmanı olarak çalışmıştı. Bakan ilginç biçimde hem geçen yıl hem bu yıl Türk-İş’in ve sendikaların açlık ve yoksulluk sınırı araştırmalarını “bilim dışı” ilan etti. Daha da ileri giderek sendikaların çok yüksek asgari ücret istemediği iddiasında bulundu. Bakanın üslubu tuhaftır. Konfederasyonların asgari ücret talepleri bellidir. Türk-İş 9 bin, Hak-İş 10 bin ve DİSK 13 bin 200 TL talep etmiştir. Bakan bütün sendikaları töhmet altında bırakamaz. Hangi sendika veya sendikaların/sendikacının bunu söylediğini açıklamak zorundadır. Aksi halde dedikodu yapmış olur.

Öte yandan bu iddianın muhatabının Türk-İş olduğu anlaşılıyor. Türk-İş Genel Başkanı ve Asgari Ücret Tespit Komisyonunda işçi heyetine başkanlık eden Türk-İş Genel Sekreteri Bakan’ın suçlamalarına açık ve net cevap vermek zorundadır. Aradan üç gün geçmesine rağmen suskun kalmaları kabul edilemez. Başka DİSK olmak üzere birçok sendika bakanın açıklamalarına cevap verdi ve suçlamayı reddetti. Türk-İş’in suskun kalması ikrar anlamına gelecektir. Umuyorum Türk-İş, Çalışma Bakanı’nın dayanaksız suçlamalarına gereken cevabı verecektir.

Not: Bu yazıda yer alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in Habertürk TV yayınında yaptığı açıklamalar Bakanlığın resmi internet sitesinde yer alan yazılı metinden alınmıştır.

  • BirGün gazetesi
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

En çok okunanlar

Son Yorumlar