Perşembe, Nisan 25, 2024
Ana SayfaGENELKartal'da Gençler Kanal Değil, İstanbul Dedi

Kartal’da Gençler Kanal Değil, İstanbul Dedi

Kartal Bilim ve Düşünce Atölyesi bugün ‘Ya Kanal Ya İstanbul: Deprem Gerçeği’ konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. 15 günlük aralıklar ile devam edecekleri bu atölye etkinliklerinin ilkinde; Kartal Bilim ve Düşünce Atölyesi adına Eren Yüceboy, AFAD Gönüllüsü Hülya Özdemir ve Mimar Yasemin Tiryaki etkinlik çerçevesinde söz aldılar.

Etkinlikte ilk olarak Eren Yüceboy söz aldı. Eylül ayında İstanbul’da gerçekleşen deprem ve sonrasında ülkemizde ard arda gelen depremler ile birlikte maddi ve manevi yıkıcı sonuçları olan bu olayların nedenlerini sıralayan Eren; 5.8’lik bir İstanbul Depreminde, yıkılan minare, üniversite fakültelerinde ve hastanelerde oluşan hasarların ve buna karşı yaşamını tehlike altında tutan bu binalarda eğitim gören üniversite öğrencilerinin ve yaşam mücadelesi verdikleri hastanelerde insanların güvencesiz bir şekilde sağlık hizmeti almak istemediklerine dair tepkilerinin altını çizdi.

Yeni yapılan bir şehir hastanesinin depremde hasar görmesinin tartışılması gerektiği,  99 depreminde yaşanan iletişim sıkıntısı üzerinden operatörlerin iletişim sıkıntısı yaşanmayacağına dair yaptığı reklamlar arkasında; Eylül ayındaki 5.8’lik İstanbul depreminde uzun bir süre yakınlarımızdan haber alamadığımızı ve bizlerden alınan özel iletişim vergilerinin nereye gittiğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.

Afet toplanma alanlarının gün geçtikçe azaldığı, bununla birlikte bu alanların çoğunun yapılaşmanın hemen yanında olmasının deprem sonrası açısından ciddi problem olduğunu belirten Eren; Halktan alınan vergiler, toplanan yardımlar ve bağışların deprem öncesi, deprem anı ve sonrası açısından nasıl değerlendirildiğinin daha şeffaf bir şekilde sunulması gerektiğini söyledi.

KANAL İSTANBUL PROJESİ

Kanal İstanbul Projesi’nin depreme davetiye çıkaran, depreme halkı daha da yakınlaştıran, olası bir depremin tahribatını arttıran bir proje olduğunu; Çılgın Proje olarak adlandırdıkları bu projenin doğurduğu sonuçlar hakkında söz alan Eren Yüceboy konuşmasının devamında çeşitli odalar, akademisyenler ve halk tarafından bu projeye karşı oluşan tepkilerin altını çizdi.

Kanal İstanbul Projesi’nin güzergahında olan bir Küçükçekmece gölü ve çevresinde olan tarım arazilerinin tahribatına yol açacağını, bu bölgede fay hattının üç ayrı noktası olduğunun tüm canlılar açısından ciddi sonuçları doğuracağının altını çizdi.

Tarım arazilerinin yok olması, birçok ağacın kesilmesi, gölde yaşayan canlıların hayatlarının yok olması ile birlikte bütün coğrafyayı zarara uğratan ve olası bir depremi ciddi bir şekilde tetikleyen bir proje olduğunu söyledi.

Bu projenin rant uğruna insanlığı ve doğayı zarara uğrattığı ve halka hizmet adı altında kendi sermayedarlarına hizmet etmek olduğunun altını çizdi.

Eren’in ardından ‘var olan bu deprem gerçekliğine başta devlet olmak üzere, yerel yönetimler ve bizler nasıl hazırız?’ ve ‘deprem öncesi, deprem anı ve sonrasında üzerimize düşen görevleri’ konuşmak üzere AFAD Gönüllüsü Hülya Özdemir’in sunumu ile birlikte söyleşi devam etti.

Deprem nedir? Diye konuşmaya başlayan Hülya Özdemir, deprem öncesinde birey olarak almamız gereken önlemlerden; evimizin girişinde en uygun noktada bulunabilecek bir deprem çantasının öneminden, deprem anında yapılmaması ve yapılması gerekenler üzerinden bir sunum yaptı. Bulunduğumuz alanda nerelerde durulması ve alınması gereken bir cenin pozisyonundan bahsederken; deprem anında balkondan atlama, asansöre binmek ve yanlış pozisyonun hayati sonuçlarından bahsetti. Deprem sonuçları açısından ise birey olarak almamız gereken bir temel afet eğitiminin önemi ve yardım gelene kadar bireyin enkaz altında kalan diğer insanların hayatını kurtarabilecek bir öneminin olduğunun altını çizdi. İkamet edilen bölgelerde toplanma alanlarının bilgisinin hepimizde olması gerektiğini ve bu toplanma alanlarının depremden sağ çıkan insanların toplandığı ve buradan afet bilinci ile enkaz altında kalan insanları kurtarmanın olanaklarının çok fazla olduğunu belirtti.

AFAD’ın halka ücretsiz bu eğitimi verme zorunluluğunu söyleyen Hülya Özdemir, bunun çok fazla duyurulmadığını ve bu bilincin halkta oluşmasını istemediklerinin bilincinde olmamız gerektiğini söyledi.

Depremlerin, diğer doğa olaylarının ve iş kazalarının ne fıtrat, ne kader ne de kaza olmadığını bilerek bu toplumsal olayı bütün yanlarının bireylerin dünden daha fazla sorgulamasının zorunluluğunun altını çizen Hülya Özdemir; depremin jeolojik bir olay olması devamında toplumsal ve politik bir olay olduğu gerçekliğini söyledi.  Deprem öncesi ve sonrasına dair alınmayan önlemler karşısında bilinçsizlik ve bilimi reddetmenin o toplumda ölümle ve yok olmak ile karşı karşıya kaldığını söyleyerek konuşmasını bitirdi.

Kartal’da Mimar olan Yasemin Tiryaki; yapılarda meydana gelen aksaklıklar karşısında dile getirdikleri sorunlar karşısında bir adaletsizliğin söz konusu olduğunu; depremin yaratacağı tahribatların önlenebilir, buna uygun olarak yapıların nereye ve nasıl konumlandırılması gerektiği sisteminin iyi kurulduğu noktada bu tahribatların azalabileceğinin altını çizdi.

Dünyada oluşan deprem olayları karşısında yapılan yapılara bakıldığı zaman güçlü zemin etüdü, kullanılan malzemeler ve binanın statiğinin doğru belirdiği noktada depremin yıkıcı tahribatının ne kadar az görüldüğünün örneklerine de sahip olduğumuzu belirtti.

Devlet’in açıkladığı binlerce eski bina var ve Kartal’da geçtiğimiz aylarda yıkılan binanın depremden dolayı değil; yanlış yapılaşma, uygulanan yanlış politikalar sonucu çöktüğünü, kaçak kat atılarak binaya fazla yük binmesi sonucu çöktüğünü belirtti.

Aynı mahallede şuan 100’den fazla yıkılma kararı alınmış riskli bina olduğunu belirtti.  Yasemin Tiryaki bu binaların dönüştürülmediğini, zemini bozuk, kolonu sağlam olmayan çürük binaların mevcut olduğunu söyledi. Binaların bu durumda yıkılamayışının sebebinin ise; imar kanununun yetersiz olması ama bunun istendiği zaman yeterli hale getirebileceğini söyledi.  Ve burada da ekonomik krizin etkisi ile birlikte müteahhitlerin buraya girmeyişi ve yüksek kar elde edemeyişleri bahane edilerek insanların canının nasıl hiçe satıldığının göstergesidir diyerek tamamladı konuşmasını.

Ya Kanal Ya İstanbul: Deprem Gerçeği etkinliğinin sonunda Kartal Bilim ve Düşünce Atölyesi 15 günde yapılacak bu buluşmalara dair etkinliğe katılan diğer arkadaşları ile sohbet gerçekleştirerek; etkinliği sonlandırdılar.

Kartalin Sesi
Kartalin Sesi
Kartal'ın Sesi Gazetesi yazarı
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

En çok okunanlar

Son Yorumlar

Zehra Sayar on Yılbaşı
Deniz Özlem Er on Yılbaşı