">
">

Kartal'in Sesi Gazetesi – Kartal Haberler – Kartal Sanat

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Kartal’a Değer Katanlar: Şair Metin Kaya

Kartal’a Değer Katanlar: Şair Metin Kaya
REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
885
24 Kasım 2020 - 11:46
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Kartal’a Değer Katanlar: Şair Metin Kaya

metin kaya

Kartal’ın Sesi-Şair Metin Kaya, 1956 yılında Ardahan – Göle’de dünyaya geldi. Göle Lisesi’ni ve Kars Dede Korkut Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra emekli oldu.
Gençlik yılları ve meslek hayatı boyunca, yaşamı kolaylaştırmak ve çözüm üretmek adına; demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve Eğitim Sen’de sorumluluklar aldı, yürütme organlarında çalıştı.

Öğrencilik yıllarında yazmaya başladı.

AÇEV’de (Baba Destek Eğitim Programı) gönüllü öğretmenlik yaptı.

Şiir, deneme ve öyküleri; “Papirus, Şiirden, Kar, Berfin Bahar, Şehir, Kurgu, Emeğin Sanatı, Kurşun Kalem, Sanat Yaprağı, Tmolos, Söz ve Eylem, Mavi Ada, Yaba, Tay, Sincan İstasyonu, Nûbihar, Keşke, Son Hasat, Güney, Edebiyat Nöbeti, Yaşam Sanat, Göle’de İmece Zamanı” gibi dergilerde ve yerel gazetelerde yayımlandı.

“Yüzü Gergefte Zamanın” adlı şiir kitabı, 2011 yılında yayınlanmış ilk kitabı olup; “2012 Adnan Yücel Şiir Yarışması” kitap dalında, ‘mansiyon’ ödülüne değer görüldü.

“Küba Mavisi” adlı şiir dosyasıyla, “2013 Enver Gökçe Şiir Ödülü” yayına hazır dosya dalında ‘birincilik’ ödülüne değer görüldü. Bu dosyası 2014 yılında “Küba Mavisi” adıyla kitaplaştırıldı.

“Hangi Düşün Tekrarıyım” adlı şiir kitabı, 2017 yılı Şiirden yayıncılıktan çıkmış olup, okuyucusuna ulaştırılmıştır.
Şiirleri; Şair Kapıları, Kömür Yarası ve diğer birçok seçkilerde yer aldı.

“Göle’de İmece Zamanı” adlı edebiyat-kültür dergisi imtiyaz sahibidir.

Besam ve Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.

BirGün gazetesi Edebiyat Burada sitesinden Nuray Salman Metin Kaya ile yaptığı röportaj:

Nuray Salman: “şimdi bilemedim hangi düşün tekrarıyım / bir masal fısıldansa kulağıma / aklım çocukluğuma gider” Metin Kaya nasıl bir çocukluk yaşadı? Çalışma hayatı, şiir yolculuğu hangi ortamlarda gelişti?

Metin Kaya: İnsan umutlarıyla vardır. Gerçek hayatta umutlarının ete kemiğe bürünmesini hep arzular. Ancak hayatın/sistemin vb. bize dayattıkları karşısında, hep yenik başladık hayata. Dolayısıyla çok mutlu bir çocukluk dönemi yaşamadım diyebilirim. Tabii ki beni bu günlere taşıyan mutluluklarım da azımsanmayacak kadar çoktur. Çocukluğum köyde, yaylada hayvanlarımızın bakımıyla, tarla ve çayırlarda geçti, hasat zamanı çalışarak aileme katkıda bulunuyordum. Diğer zamanlarımız; arkadaşlarımızla bildiğimiz oyunları oynardık, futbol başta gelirdi elbette; dengbêj anlatıları, hikâyeler ve masallar dinlerdik. Teknoloji bakımından en büyük lüksümüz radyodan türkü ve arkası yarın programlarını dinlemekti.

Şu anda emekli öğretmenim, TYS, BES ve DİSK’e bağlı EMEKLİ-SEN üyesiyim. Gençliğim ve mesleki dönemlerim, sosyal ve siyasal faaliyetler içinde geçti. Çeşitli STK’lar ve Eğitim-Sen üyeliğimle, “Örgütlü insan, örgütlü toplum” şiarıyla sorumluluklarım oldu. Bu sorumluluklarımı yerine getirmenin çabalarını oldukça yoğun yaşadım. Gençliğimizin en güzel yanı, bizlere kazandırılan okuma kültürüydü. Bu anlayışla sorgulama, çözüm üretme, dayanışma kültürümüz de gelişti. Şiir ile ilkokuldan beri tanış olmama rağmen, lise dönemlerinde şiir kültürünü tanımaya, bilgilenmeye başladım. Yazmamanın eksikliğini, iki binli yıllarda fark edebildim. Dolayısıyla biraz da kendime ahlar ettim! Emekli olduktan sonra şiire daha yoğun çalıştım. Belirttiğim gibi, okuyan bir nesil olduğumuz için, birikimlerin dışa vurumu olarak yazmaya çabalıyorum.

Hangi ortamlarda sorusunun cevabı olarak: Dünya’da ve yaşadığımız coğrafyada o kadar çok acılarla haşir neşir oluyorsun ki, etkilenmemek mümkün değil. Üstatlarımdan biri bana şöyle seslenmişti: “Evladım senin yazarken konu aramana gerek yok ki, yaşadığın coğrafyanın acılarını yazmaya ömrün yetmez,” demişti. Dolayısıyla aklına, vicdanına danışan her insan gibi ben de, çok etkilendiğim olaylar karşısında tepkimi hem eylemsel, hem de yazınsal olarak dillendirmeye çalışıyorum.

Nuray Salman: Metin Kaya’nın şiirleri hayat izlekleriyle dolu. Acılı bir coğrafyanın sesini, toplumun acısını dile getiriyorsunuz: haber yapan gazetecilerin ölümü, ekmek almaya giden Berkin, Madımak’ta yanan aydınlarımız… Yaşanan acılar, özlemler, çıkmazlar, çocuklar, anneye hasretlik… şiirlerinizin izlekleri. Metin Kaya, şiiriyle yaşamı iç içe ilişkili bir birliktelik oluşturuyor diyebilir miyiz?

 

“Kendini kavganın içinde buluyorsun”

Metin Kaya: Bu soruların yanıtı aslında akıl ve vicdanla ilgilidir. Dolayısıyla yukarıdaki temalarda belirtilen yaşanmışlıkları, bizden biri/birileri olarak algıladığımı düşünüyorum. O zaman da canım çok yanıyor. “Bir şey yapmalı” duygusuyla yazmaya başlıyorum. Yoksa oturup da ilham gelmesini beklemiyorum. Empati duygun devreye giriyorsa, arkası geliyor zaten. Yani kafanı kuma gömüp, yaşanılanlardan kaçamıyorsun artık.
Ekmek kavgasına, gazetecilerin bedel ödemelerine, insanların yerinden/yurdundan edilmelerine, aydınlara yapılan baskılara, özgürlük ve demokrasi mücadelesi verenlerin ödediği bedellere, barıştan ve insan haklarından yana olanlara, yaşamınızı biçimlendiren annelerin durumlarına kayıtsız kalmak olası değil. Toplumsal sorumluluk gereği, olumsuzluklara çözüm üretme noktasında kendini kavganın içinde buluyorsun. Ve bu da şiire yansıyor.

Nuray Salman: Metin Kaya şiirleri hayata karışmış ve hayatın içine bulaşmış imgelerle karşımıza çıkıyor. Hep hayatla yüz yüze mi?

Metin Kaya: Bu sorunun cevabı yukarıdaki cevapların içindedir, ama tekrar edeyim, evet. Çünkü ben şiirlerimi yazarken hissetmeliyim veya doğrudan yaşamalıyım. Yoksa “Godot’u” bekler gibi beklemiyorum. Çünkü, şairin/yazarın işi yaşananlara bir nebze de olsa ayna tutmak ve karanlığa ışık olmaktır. Bu bağlamda ya da bu duygularla yazamıyorsan, biraz da kendinden kaçıyorsun demektir. Yazın sanatının asi çocuğu olan şiir, sınırlarına sığmayan bir başkaldırıdır! Şair ise kendini ateşle sınayandır! Günümüzde Marx’ın, “Kendine yabancılaşma” tespiti çok yoğun yaşatılıyor insanlara… Evrensel değerleri farkına varan her şahıs kendisiyle, vicdanıyla yüzleşmelidir. Tabii ki her insandan aynı şeyi beklemek, biraz da saflık olur. Her insan kendi alanında, en üst çabasıyla yaşama dokunmalıdır. Bizlere dayatılan her olumsuzluğa karşı koyma bilincini taçlandırmalıyız, diye düşünmeliyiz ki yaşamımız daha anlamlı olsun.

Nuray Salman: “Yüzü Gergefte Zamanın” adlı şiir kitabınızla ‘2012-Şair Adnan Yücel Şiir Yrş.’ kitap dalında mansiyon ödülüne, “Küba Mavisi” adlı şiir dosyanızla ‘2013- Enver Gökçe Şiir Ödülü’yle yayıma hazır dosya dalında birincilik ödülüne değer görüldünüz. Buradan hareketle, ödül kurumlarına karşı bakış açınızı öğrenmek istiyorum.

Metin Kaya: Cevaplaması en zor sorulardan biri olup, ülkemizde çok tartışılan konulardan biridir diyebilirim. Her insan abartıya kaçmadan; fark edilmek, taltif ve takdir edilmek ister. Naçizane ben de, “…/bitmedi daha sürüyor o kavga/ve sürecek/yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!” dizelerinin sosyalist şairi Adnan Yücel’in ve Anadolu’nun gökçe oğlu, kavganın şairi Enver Gökçe adına verilen ödüllerle taltif edilmenin mutluluğunu, onurunu hep yaşadım ve yaşıyorum da. Ödül üzerine çok şeyler söyleniliyor, söylenmeli de! Ancak, ödül mekanizması özgür, eşitlikçi, demokratik bir tutumla işletilirse hak edeni onurlandırır, diyenlerdenim. Aynı zamanda ardıllarının da önünü açar düşüncesindeyim.
Nuray Salman: Aragon: “Şiir fırtınaysa, imgeler tayfun olmalı” sözünün sizdeki karşılığı nedir?

Metin Kaya: Bir kere şunu baştan söylemeliyim. Her yazılanın şiir olmadığını biliyoruz. Her sanat dalı gibi yazın sanatının da en ilki olan şiir çok emek ister. Öncelikle bu emek düzenli okumalar ve sevgiyle örülmelidir. Yazılan şiirin mayalanmaya bırakılması ve tekrarlarla son halinin verilmesi gerekir. Fırtına ve tayfun sözcükleri birbirini tamamlayan sözcüklerdir. Tayfunun gerçekleşmesi için fırtınanın başlaması gerekir. Dolayısıyla şiirin sanatsal değerine ulaşabilmesi için insanın duyularına hitap edebilmeli, ruhunu doyurmalı ki; bu son halini alması tayfun olmalı. İmgenin örgütlediği şiir, Aragon’un tanımına uygun düşen şiirdir, diye söyleyebilirim.

“Şiir aynı zamanda bir itiraftır!”

 

Nuray Salman: Günümüzde şiirin temel sorunları nelerdir? Şiirin geleceğine nasıl baktığınızı öğrenmek isterim.

Metin Kaya: Günümüz şiiri modern şiir algısıyla yazılmaktadır. Ancak modern şiir yazayım derken ipin ucu saçmalığa varıyor. Dolayısıyla toplumsal gerçekçilikten kaçınan, yaşamın doğrularını dillendirmeyen ve hatta anlaşılamayan bir şiir de yazılıyor. Bu durum üstüne çok yazıldı, çizildi. Özdemir İnce, Metin Cengiz, imge ve şiirin bu sorunlarını mercek altına alan çok sayıda yazılar yazdılar. Şairin, yaşadığı toplumu değiştirip dönüştürme yolunda bir bilincin uyanması gibi bir derdi, bir amacı olmalı. Sanat hep güçlünün karşısında durmuş, muhalif olmuştur. Dolayısıyla gerici faşist zihniyetli iktidarlar sanatın gelişmesine engel olmuşlardır. Herkes yazıyor, ama ne yazdığı çok önemlidir benim için. Bu gibi süreçler hep birer deneyimlemedirler. Umarım, gelecek zamanlarda şiir/sanat hak ettiği yeri bulur.

Nuray Salman: Derdinizi, sıkıntınızı veyahut düşünüzü şiirle yeterince anlatabildiğinizi düşünüyor musunuz? Yoksa sanatın diğer alanlarında da geziniyor musunuz?

Metin Kaya: Şiir aynı zamanda bir itiraftır! Ben de her yazan gibi; yaşadıklarımı, hissettiklerimi, düşlerimi şiirlerimde anlatmaya çalışıyorum. Her şeyi yazmak istemiyorum. Daha çok etkilendiğim ve canımı yakanları hissederek yazmaya çalışıyorum. Yazarken de kendi poetikamdan ödün vermemeyi hedef tahtama koyuyorum. Bundan dolayı da okuyucularım beni yazdıklarımla tanıyorlar, tarif ediyorlar.
Bir sanat diğer sanatlarla da ilişkilidir düşüncesindeyim. Sanatın bütün dalları ortak bir dille icra edilirler. Dolayısıyla diğer alanları da çok seviyorum. Ancak, kendimi diğer alanlarda çok yeterli bulamadığım için sadece etkinliklere katılma, sohbetler ve okumalarla yetiniyorum. Karikatür çizebilmeyi çok isterdim.

Nuray Salman: Metin Kaya şiire ve hayata ilişkin; öngörüleri, önyargıları, hayal kırıklıkları dersem, neler söyler?

metin kaya

Metin Kaya: Her insan gibi benim de kendime göre öngörülerim, yargılarım ve hayal kırıklıklarım vardır. Öngörülerimden başlayacak olursam, bu devran böyle gitmeyecek düşüncesindeyim. Bu kadar açlık, savaş, ötekileştirme, sefalet, halklara dayatılan kaderler elbette değişecektir. İnsanlar bu olumsuzlukları yaşadıkça, bilgi düzeyi geliştikçe; daha akılcı, özgür ve örgütlü bir mücadeleyle kendilerine dayatılanları tarihin sayfasından silip atacaklardır.

Önyargılarımla ilgili, gördüklerim ve karşılaştıklarım karşısında daha sakin, daha geniş bir sosyolojik düzlemde bakmayı deneyimliyorum. Bu durumu yazmayla ilintilersek; yazmak bir tılsım işi değildir. Yazmak bir çabayı gerektirir ve yaşadığın evrende duyarlı olma, empati kurabilme, olup bitenlerin analizini doğru yapabilmekle başlar. Yazmak, karşı durabilme cesaretinin öznesi, yaşamı sorgulama ve önyargıları yıkma eylemidir. Neyi ve niçin yazmayı bilmek önemlidir. Sonradan pişman olmamak adına; sabırla, yaşadıklarımla ve işin gerçekle ilgisine bakarak akıl yürütmeye ve davranış geliştirmeye çalışıyorum.

Hayal kırıklıkları yaşadığım çok olmuştur. Şu anda yayımlanmış üç tane şiir kitabım var. Bu üç kitabımın toplamda yazılma süreci on yılımı almıştır. Çok büyük emek verdiğimi ve ne yazık ki, bunların hak ettiği yere geldiğini düşünmüyorum. Bu benim için bir hayal kırıklığıdır. Hayal kırıklıklarımla birlikte keşkelerim de olmuştur.

Bana bu fırsatı verdiğiniz için çabanızı alkışlıyor ve çok teşekkür ediyorum.

Şair Metin Kaya’ya Kartal’ı da sorduk

Yüksel Fırat: Kartal’daki kültür ve sanat ortamı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Metin Kaya: İstanbul Anadolu yakasında Kartal, kültür ve sanat konusunda yıldızı parlayan bir ilçemizdir. Kendimi bir Kartallı gibi hissettiğim için, özellikle pandemi öncesi yapılan bütün kültür ve sanat faaliyetlerine katıldım diyebilirim. Toplumun bilinçlenmesi adına, Kartal Belediyesi’nin de katkılarıyla, kültür ve sanatın ilçede nefes aldığı bir zenginlik kaynağıdır.

Yüksel Fırat: Kartal Belediyesi’nin kültür ve sanata yaklaşımı hakkındaki gözlemleriniz nelerdir?

Metin Kaya: Kültür ve sanatla iç içe bir yaşam tarzımın olmasıyla beraber, Kartal Belediyesi Kültür ve Sanat Birimi’yle yakın ilişkiler içindeyiz. Özellikle bir yıllık süre içerisinde çıkarmış olduğu KE Dergisi’ni ilgiyle takip edenlerdenim. Umarın uzun ömürlü olur. Ayrıca Kartallı yazar ve şairlerin imza günlerinde, sinema, tiyatro vb. etkinliklerde salonlarını tahsis etmeleri ve yanlarında olmaları takdir edilir bir durumdur.

Yüksel Fırat: Belki daha önce kendi şiir maceranız hakkında söz etmek istemez misiniz? Şiire nasıl başladınız? Sizi şiire yönlendiren saik neydi mesela?

Metin Kaya: Şiire ilkokul yıllarımdan beri meraklıyımdır. Sosyal koşullardan dolayı düzenli olarak odaklanamadım. Son yirmi yıldır şiirle haşir neşirim.

İlk önce Pendik Belediyesi Şiir Atölyesi çalışmalarına katıldım. Sonra Kartallı şairlerden Hasan Taşçı, Aziz Kemal Hızıroğlu’nun yönlendirmeleriyle yazmaya başladım. Tabi ki son zamanlara kadar yayımlanan Kartal’ın Kar Dergisi’ni takip ederek ve arada bir şiirlerimi yayımlayan yayın kurulu da beni bu konuda çokça cesaretlendirmişlerdir, diyebilirim. İlk dönemlerde Kartal Yazın Sanat Kolektifi ve şu anda faaliyette olan Hasat Sanat Atölyesi’nde ki arkadaşlarımla da çalışıp, dayanışarak ve bu ilişkilerden dolayı diğer arkadaş ilişkilerini de örerek; kendimi Kartallı yazar, şair, sanatçılar arasında buldum.

Yüksel Fırat: Son olarak bir şair olarak Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal, siyasal ve kültürel iklim sizin için ne ifade ediyor?

Metin Kaya: Geçmişten şimdiye kadar gelen siyasal iktidarlarının, kültür ve sanat faaliyetlerini görmezden gelme gibi bir durumla karşı karşıyayız. “Böyle sanatın içine tüküreyim” diyen bir anlayışın sanatsal faaliyetlere de taraflı baktığını biliyoruz. Anti demokratik, otoriter, tek tipçi bir mantıkla yönetilmenin toplum üzerindeki travma etkisinin bilimsel kanıtları bilinmektedir. Ezberci, yanlı eğitim sisteminin ve diğer sosyal olguların dibe vurduğu bir süreç yaşıyoruz. Aklı, bilimi, vicdanı önceleyen bir zihniyet yerine, yapay “kültür mantarı” diyebileceğimiz bir insan tipolojisi yetiştirilmektedir. Dolayısıyla yarınlarımız adına toplumda huzursuzluk ve umutsuzluk kaçınılmazdır, duygusunu yaşayanlardanım.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.